Ekonomi-PiyasalarSon Dakika Gelişmeleri

Merkez Bankası İngiltere’deki altın rezervleri el konulma riskiyle mi karşı karşıya?

Merkez Bankası'nın İngiltere'de tuttuğu 119,2 ton altın yeniden gündemde! Peki bu altınlar gerçekten güvende mi, yoksa tarihin tekerrür etme ihtimali var mı?

Meclis kürsüsünden yükselen bu soru, son günlerde kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü. AKP Milletvekili İsmail Güneş’in Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’a yönelttiği “İngiltere altınlarımıza el koyabilir mi?” sorusu, hem ekonomi çevrelerini hem de vatandaşları derinden sarstı. Yurt dışında tutulan altın rezervlerinin güvenliği, uzun süredir ekonomistler tarafından tartışılan hassas bir konu olmasına karşın bu sefer sorun doğrudan TBMM çatısı altında gündeme geldi. Güneş’in dile getirdiği endişe, yüzeysel bir siyasi söylemden ibaret değil; tarihsel arka planıyla son derece ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Bu noktada akılda tutulması gereken en önemli soru şu: Merkez Bankası’nın yurt dışında tuttuğu altın rezervleri, gerçekten güvende mi?

Tarihten Gelen Uyarı: Gemiler Gitmedi, Altınlar da Gidebilir

İsmail Güneş’in meseleyi gündeme taşırken hatırlattığı tarihsel örnek, bu tartışmayı çok daha anlamlı kılıyor. Birinci Dünya Savaşı öncesinde siparişi verilen ve parası eksiksiz ödenen gemiler, İngiltere tarafından teslim edilmemişti. Söz konusu gemiler, İngilizler tarafından kendi donanmalarına dahil edilmiş ve bedeli hiçbir zaman iade edilmemişti. Bu gelişme, dönemin Osmanlısı için hem maddi hem de siyasi açıdan ağır bir yük oluşturmuştu. Güneş, tam da bu tarihi hatırlatarak benzer bir durumun altın rezervleri için de yaşanabileceği uyarısında bulundu. Milletvekili’nin endişesi, salt spekülatif bir korku olmaktan öte, somut bir tarih bilincine dayanan ve dikkatle değerlendirilmesi gereken bir siyasi-ekonomik uyarıdır.

119,2 Ton Altın İngiltere’de Bekliyor

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu soruya yanıt verirken yurt dışında tutulan altınların bir kısmının uluslararası piyasa işlemlerinde kullanılabilmek amacıyla muhafaza edildiğini açıkladı. Karahan, altın miktarının “lokasyon swap” adı verilen işlemlerle dönemsel olarak değişebildiğini de sözlerine ekledi. Ancak Karahan’ın doğrudan açıklamaktan kaçındığı İngiltere Merkez Bankası’ndaki altın miktarı, 2025 sonu itibarıyla yayımlanan raporlarda 119,2 ton olarak kayıtlara geçti. Bu rakam son derece dikkat çekici; zira dünya genelinde merkez bankalarının altın rezervlerini İngiltere Merkez Bankası kasalarında tutması yaygın bir uygulama olsa da jeopolitik gerginliklerin tırmandığı günümüzde bu tercih ciddi sorular doğuruyor. Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde İngiltere’deki altın rezervlerinin bir bölümü yurda getirilmişti, fakat geri kalan büyük miktarın hâlâ orada bulunduğu anlaşılıyor.

Altın Rezervlerinin Yurt Dışında Tutulmasının Nedenleri

Merkez bankalarının altın rezervlerini yurt dışında, özellikle Londra’da tutmasının ardında birkaç temel neden bulunuyor. Birincisi, Londra altın piyasası dünyanın en büyük ve en likit altın işlem merkezlerinden biri olduğundan, rezervlerin burada tutulması alım-satım işlemlerini kolaylaştırıyor. İkincisi, yurt dışında tutulan altınlar, uluslararası swap anlaşmalarında ve döviz işlemlerinde teminat olarak kullanılabiliyor. Üçüncüsü ise depolama ve güvenlik maliyetleri açısından Londra’nın köklü bir altyapıya sahip olması; bu durum pek çok merkez bankasını Londra’yı tercih etmeye yöneltiyor. Bununla birlikte bu avantajların yanında, jeopolitik riskler göz önünde bulundurulduğunda bu tercihin ne ölçüde makul olduğu ayrı bir tartışma konusu hâline geliyor. Dünyada son yıllarda giderek artan yaptırım uygulamaları ve varlık dondurma kararları, pek çok ülkeyi altın rezervlerini yurt içine taşıma konusunda harekete geçirdi.

Dünyadan Örnekler: Ülkeler Altınlarını Geri Alıyor

Altın rezervlerinin yurt içinde muhafaza edilmesi meselesi, yalnızca Türkiye’nin gündeminde değil. Almanya, 2013 yılında New York ve Paris’teki altın rezervlerini yurda taşıma kararı aldı ve bu süreç 2017 yılına kadar başarıyla tamamlandı. Almanya’nın toplamda 674 ton altını yurda geri getirmesi, küresel ölçekte büyük yankı uyandırdı. Hollanda da benzer bir politikayla altınlarının önemli bir bölümünü Amsterdam’a transfer etti. Venezüela ise 2011 yılında altın rezervlerini İngiltere’den geri çektikten kısa bir süre sonra, ilerleyen yıllarda ciddi ekonomik ve siyasi çalkantılar yaşayarak rezervlerinin bir kısmını yeniden yabancı kurumlara bırakmak zorunda kaldı. Bu örnekler, altın rezervlerinin yurt içinde tutulmasının hem güvenlik hem de egemenlik açısından stratejik bir tercih olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Altın Fiyatları ve Vatandaşın Alım Gücü

AKP’li Güneş’in Merkez Bankası toplantısında gündeme taşıdığı yalnızca rezervlerin güvenliği değildi. Milletvekili aynı zamanda altın fiyatlarına da müdahale edilmesini talep etti. Güneş, Merkez Bankası’nın döviz kurunu baskı altında tutarak enflasyonun gerisinde tutmasıyla birlikte vatandaşın tasarruf aracı olarak altına yöneldiğini, bunun da altın fiyatlarını ciddi ölçüde yukarı çektiğini vurguladı. Altın fiyatlarının yükselmesi, bir yandan vatandaşların mevcut birikimlerini değer kaybından korumaya çalıştığına işaret ederken öte yandan sistematik bir ekonomik belirsizliğin habercisi olarak da yorumlanıyor. Ekonomistlere göre vatandaşın bu denli yoğun biçimde altına yönelmesi, enflasyon ve kur baskısının yarattığı güvensizliğin kaçınılmaz bir yansımasıdır. Bu tabloda altın fiyatlarına müdahale edilip edilemeyeceği ve bunun nasıl yapılabileceği meselesi de güncelliğini koruyor.

Peki tüm bu gelişmeler bağlamında uzmanlar ne düşünüyor? Ekonomi analistlerine göre merkez bankalarının altın rezervlerini yurt dışında tutması, uluslararası finans sisteminin standart bir uygulaması olmakla birlikte son yıllardaki jeopolitik gerilimler bu anlayışı köklü biçimde sorgulatmaya başladı. Batılı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların ardından döviz rezervlerinin dondurulması, pek çok gelişmekte olan ülke için alarm zili işlevi gördü. Bu süreçte altın rezervlerinin yerel ya da güvenilir müttefik kurumlarda muhafaza edilmesi stratejik bir önceliğe dönüştü. Söz konusu değişim, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi bir tercih olarak değerlendiriliyor. Yurt dışında tutulan her ton altın, aynı zamanda bir egemenlik ve güven meselesi olarak masaya yatırılıyor.

Merkez Bankası’nın yurt dışında tuttuğu altın rezervlerinin güvenliğine ilişkin tartışma, önümüzdeki günlerde de gündemdeki yerini koruyacak gibi görünüyor. Milletvekilinin meclis kürsüsünden dile getirdiği bu endişe, kamuoyunda derin bir merak uyandırdı ve yetkililerin bu konuda daha şeffaf bir tutum benimsemesini zorunlu kılıyor. 119,2 ton altının akıbeti, hem ekonomik hem de siyasi açıdan kritik bir mesele olmaya devam ediyor.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın